sırıtarak geçiyoruz sırat koprüsünden
pencerelerimiz ardına kadar aralık
günışığındaki sonsuz yalınlık
gibi
sonumuzu hazırlıyor
sonsuzumuzu sakladığımız üvey meleklerimiz
beceriksiz bir yeminle
dengesiz bir tatminle
sıradan bir ölümle geçiyoruz sırat gişesinden
kimyamız bozuluyor, fiziğimiz sağlam
uzanırken sağımdan günlük uzuvlarıma
saten geceliğini çıkarıyor satan
zaman
taraftarı olduğumuz o tanrı gibi davranmıyor artık
küflü eldivenlerimizle ısırıyoruz ıslak yerlerimizi
üstgeçitlerin hepsi yıkılmış cennetin alt katında
ayak parmaklarımıza kadar süzülüyor
günahsız yerlerimizden dökülen o bakir heyula
sürtünerek geçiyoruz sıratın koprücük kemiğinden
adımızı hatırlamak zor
adımımızı atmak imkansız artık
iliklerimdeki uyuşuklukla uzanırken avurtlarında
saten yerlerimi opüyor satan
ahlakım bozuluyor biraz, varoluşum sağlam
zaman
uğruna bileklerimizi kestiğimiz o şair gibi davranmıyor artık
yazık
soğuyup kalıyoruz donduğumuz yerde
hemzemin geçitleri doldurulmuş cehennemin
kapanıyor kadavramın kornişindeki masum perde
pütürsüz diliyle
saten yerlerimi temizliyor satan
bir gölge gibi geçiyoruz sıratın tırabzan dibinden
sırtımdan vuruyorlar beni
korkarım öleceğim bugün, kadınlığını örtemeden
gülümse
tanrı tövbe etti biz daha yüzüklerimizi opmeden
celâl hikmet
21009 istanbul